حزب الحركة الوطنية التركمانية
Türkmen Milli Hareket Partisi
SURİYE EĞİTİM SİSTEMİ ve TÜRKMENLERİN EĞİTİM SORUNLARI 3
Tarih : 2016-01-03 / Yazar : Tarık Sulo Cevizci

Eğitim, bir insanın doğumundan ölümüne kadar devam eden bir süreçtir. Eğitim, insanın becerisini, yeteneğini, nasıl gelişeceğini ve kabiliyetini kazanma faaliyetidir. Dolayısıyla hayatta yaşamak, gelişmek ve yükselmek için eğitim alması ve önem vermesi şarttır. Hayatta bütün mesele eğitimle hallolmaktadır. Eğitim bir toplumun varlığını sürdürmesi, koruması ve geliştirmesi için gerekli eylemlerden birisidir. Bir insan iki şekilde eğitim sürecini sürdürür. Bunlar,  toplumsal eğitim ve kurumsal eğitimdir. Toplumsal eğitim, bir bireyin aileden başlayan ve çevresinde yaşayan ve olup biten bütün hadislerden ibret alarak ve ders çıkararak ömür boyu süren öğrenme serüvenidir. Diğer bir öğrenme türü olan ve konumuzu teşkil eden kurumsal öğrenmedir. Kurumsal öğrenme bir bireyin çocuk yaştan başlayan ve temel eğitimi alma olarak zorunlu ve devlet tarafından yapılan eğitim türüdür. Bu eğitim devlet tarafından hazırlanır; uygulanır ve takibi yapılır. Ülkeden ülkeye değişen bir sistem olup her ülke kendi normları ve anlayışı çerçevesinde bir sistem sunarak bu faaliyeti gerçekleştirir.

 


 Suriye Genel Eğitim Sistemi ve Sorunları

Ülke anayasasında eğitim ve kültür başlığı altında sistemin hedefini “Arap milletinin birlik, özgürlük ve sosyalizm hedefini gerçekleştiren kavmiyetçi, sosyalist Arap nesli yetiştirmek” şekilde ifade edilmektedir. Yukarıda belirtilen birlik, özgürlük ve sosyalizm hedefleri aynı zamanda ülkeyi 50 yıldan beri demir yumrukla yöneten Baas diktasının hedefleridir. Suriye'deki eğitim sistemi Baas partisinin hedefini gerçekleştirmek ve Baas'a üyeler kazandırmak üzere kurulmuştur. Suriye'de okula kayıt yaptıran her çocuk Baas partisinin çocuk teşkilatı olan Talai Baas ve İttihat Şebibe kurumlarına üye olmak zorundadırlar. Bu teşkilatlarda çocuklara Baas partisinin propagandası yapılarak çocukların küçük yaşlarda Baas’ın ideolojisi aşılanmaktadır. Çocukların düşüncesi ve hayalleri partinin siyasi anlayışı ile şekillendirilmesi, Suriye halkının geleceğini bir parti menfaatini yeğlenmesi, eğitim sisteminin çarpıklığını göstermektedir. Ayrıca ilkokuldan başlayarak Baas partisinin propagandasını yapan, değişik adlar altında okutulan kitaplarda, parti ideolojisini okutarak çocuk yaşta beyinlere sosyalist ve Arapçılık tohumlarını ekerek partiye militanlar yetiştirmek, ülke geleceğini tahrip etmektedirler. Nitekim 2011 yılında yaşanan krizde de ülkeyi tahrip etmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin Baas partisine üyelik mecburiyetleri bulunmaktadır. Öğretmenlerin, müdüriyet ve üst düzey yöneticiliğe gelmeleri için parti içinde yer almaları ve üst düzeyde bulunmaları mecburidir.

Ayrıca sistem, öğrencilerin üniversiteye yerleşmelerinde, partinin öğrenci çalışmaları içinde yer almaları ve kamplarına katılıp başarılı olmaları karşılığında bir kaç ek puan vererek üniversiteye girmelerini ve iyi yere gelmelerinde yardımcı olmaktaydı. Bu uygulamayla parti çalışması içinde yer alamayan ve kamplara katılmayanlara haksızlık yapılarak öğrenciler arasında adaletsizlik yapılmaktaydı. Öğretim hayatının her aşamasında parti örgütleri ve çalışmaları yapıldığından eğitim merkezleri parti şubeleri gibi çalışmaktadır. Üniversitede kitap, yurt ve laboratuvar gibi hizmetlerden faydalanmak ve öncelik elde edebilmek için üniversite parti merkezinde yer almak ve ya da bu merkeze yakın birilerini tanımak gerekmekteydi. Eğitim alanın her yerinin siyasetle kuşatılmış olduğu bir eğitim sisteminin başarılı olmasını beklemek ancak saflık olur. Bu sistem sadece parti ve parti yöneticilerinin çıkarlarına hizmet etmek üzere programlanmıştı.

Suriye genelinde yüksek eğitim almak son 20 yıla kadar çok az idi. İnsan nüfusunun artması ile iş bulma şansı azalmıştı. Kamu ve özel sektörün son yıllarda yüksek tahsilli kişileri tercih etmesi, insanları yüksek eğitim almaya sevk etmişti. Bu algı değişikliği Türkmenler için de geçerli olmuştu. Özellikle sanayii sektörünün Çin tarafından istilası, devletin ihracat politikaları ve sendikaların siyasallaşmasından dolayı Türkmenlerin güçlü olduğu tarım ve ayakkabı gibi sektörler zayıflamış olup Türkmen insanın yeni geçim alanları aramaya sevk etmişti. Bu alanların başında eğitimde yüksek tahsil almak olmuştur. Yüksek eğitime teveccüh yüksek olsa da yüksek eğitimli Türkmenlerin sayısı hala çok azdır. Resmi olmayan belgelere göre, üniversitelerde yaklaşık yedi yüz bin yüksek eğitim gören öğrenci bulunmaktadır. Türkmenlere gelince önceki yıllarda üniversiteye girme oranının binde bir olduğu tahmin edilmektedir. Bugün durumları  değişmeye başlamış ve son yıllarda bu oranda yükselişe geçmiştir.

 

Türkmenlerin büyük bir kısmı köyde yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kimselerdir. Suriye'de devlet kurulurken bürokrasi, siyaset ve askeriyeden uzaklaştırılan Türkmenler, tarım, hayvancılık, ticaret ve sanayiye yönelmişlerdir.  Küçük ölçekli sanayide başarılı olan Türkmenler, eğitim sisteminin Türkmenler açısından zorluğu ve acımasızlığı yüzünden el emeği ve yeteneği ile daha kolay para kazandığı sanayi tipi üretimden çok atölye tipi üretime daha çok önem vermişlerdir. Türkmenlerin en temel sorunu aslında cehalet olmuştur. Türkmenlerin bugün içinde bulundukları sorunların özünü, eğitim konusunda yetersiz kalmış olmaları oluşturmaktadır. Bununla bağlantılı bir diğer algı ise, genel anlamda fakir olan Türkmen ailelerinin 13 yaş üstü çocuklarını, aile ekonomisine bir kaynak ya da ek gelir olarak görme düşüncesindeydiler.  Türkmen toplumunda yaşlı kuşağın, eğitimi düzeyinin düşük olmasından, onların yönlendirdiği genç kuşaklarda da eğitim almak, günü birlik maddi kazanç ile karşılaştırıldığı zaman, sonuç çoğunlukla eğitimin aleyhine çıkmaktadır. Türkmen ailelerinin eğitime ayırdığı bütçe yeterli ve sürekli olmamıştır. Çünkü Türkmen ailelerinin birçok kez ifade ettiğim üzere, ekonomik durumları iyi değildir. Türkmenlerin geliri Suriye'nin milli gelir ortalamasının altındadır.

 

Suriye’de genel sınav sistemi iki şekilde yapılmaktadır. 9. sınıf ile 12. sınıfların sınavları merkezi sistemde yapılmaktalar. 1. sınıftan 9. sınıfa kadar yapılan sınavlarda öğretmen, veli ve müdür ilişkisinin tesiri güçlü olduğundan öğrencinin seviyesi tam olarak tespit edilememektedir. Bu merkezi sınav sisteminin geç yaşlara kadar kalması, birçok öğrencinin gerçek seviyesini ne olduğunu anlamakta ve bilmekte geç kalınmasına neden olmaktadır. Yaşı büyüyen okula devam etme durumu kalmayan çocuğunun, büyük yaşta bir işe girmesi ve ustalaşması zaman aldığı düşüncesinden dolayı birçok Türkmen veliler, kendi ölçütlerini kullanarak çocuklarını, okuldan erken yaşlarda alıp 9. sınıfa varmadan ve sınav sonuçlarını beklemeden okuldan almaktadırlar. 

 

Diğer bir esas sorun ise, Arap dilinin sınıf geçme şartı olmasından kaynaklanmaktadır. Sınav sisteminden genel olarak iki dersten kalan öğrenci, sınıfta kalırken sadece Arapça dersinden kalan öğrenci, yine sınıfta kalmış sayılmaktadır. Türkmenlerin ise ana dili Türkçe olduğundan, Arapçayı ilk kez okulda duymaya ve öğrenmeye başlamaktadırlar. Arapça nitekim evde, çarşıda, pazarda konuşulmayan bir dil olduğu için, Türkmen çocukları bu dili öğrenmekte aşırı derecede zorluk çekmektedirler. Böylece Arapça dersinden dolayı birçok Türkmen öğrencinin dersleri geçme şansı çok zayıflamaktadır. Dolayısıyla birçok öğrenci, bu uygulamadan dolayı okulunu yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.

 

Bir başka sorun ise, sınavların klasik formatta yapılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu şekilde yapılan sınav kâğıtları, okuyana sınırsız yorum hakkı tanınmaktadır. Sınav kâğıtlarını okumak klasik formatta olduğu için bilgisayar ortamında yapılmayarak okuyucunun yorumuna bağlı olduğundan kâğıtlar üzerinde değerlendirici etkisi belirgindir.  Ayrıca bölgeler arası değişim yapılarak okunması, bölgeler arası rekabeti ortaya çıkarmaktadır ve Türkmen bölgeleri aşağı yukarı belli olduğu için Türkmen bölgelerinin sınav geçmesi istenilmediği takdirde, nitekim genellikle istenilmemekte, istismar edilerek Türkmen öğrencilerine haksızlık yapılmaya çok elverişlidir. Türkmenlerin ana dili de olan Türkçe dilinde sınav yapılmadığından ve okul olmadığından Türkmen öğrencileri sorulara yanıt verir iken soruları anlamakta, cevap vermekte doğru ve yeterince ifade etmekte zorluk çektikleri için, doğru cevap vermiş olsalar bile doğru şekilde ifade edemediklerinden puan kaybı yaşamaktadırlar. Bir puan bile, üniversite sayısı az olduğundan, yüksek ve önemli bölümleri kaybetmelerine rahatlıkla neden olabilmektedir. Yoruma dayalı bir sınav sistemi ve şekilde yoruma dayalı okuma sistemi, Türkmen öğrencilerinin kaderini çok elim bir şekilde etkilemektedir.

 

Sınavlar klasik yöntemle ve uzun bir süreye yayılarak yapılmamaktadır. Bu sistemde her dersin sınavı ayrı yapılmakta ve saatlerce sürmektedir. Bu sınavı iki hafta gibi uzun bir süreye yayılması, iki tür sıkıntıya yol açmaktadır. Birinci sıkıntı, sınav süresinin uzun olması, kopya çekme olasılığını arttırmaktadır. Örneğin tele kulaklıklar yolu ile sınav merkezindeki bir çete, sınavdan erken çıkan bir kişiden aldıkları soruları ya da farklı bir şekilde temin ederek sınav sorularını cevaplandırmak suretiyle sistem üzerinden para karşılığında bütün öğrencilere iletilmekte ve hile yapılmaktadır. İkinci sıkıntı ise sınav merkezi  müdürü ve gözetmenlerinin sabit olmasından kaynaklanmaktadır. Bu süre zarfında bu kişilerle irtibata geçilmekte ve onları baskı altına alınarak ya da para karşılığında öğrencilerin kopya çekmesini sağlamaktadır. Dolaysıyla bu yöntemle öğrenciler arasında adil bir sınav yerine haksız bir sınav yapılmaktadır.

 

Suriye okullarında okutulan eğitim kitapları, devlet tarafından hazırlanmaktadır. Kitapların içerikleri rejimin genel politikası çerçevesinde oluşturulan heyet tarafından telif edilmekte ve bu politikaya ters düşen herhangi bir unsur sansür edilmektedir. Zira rejimin genel politikası yıllar boyunca, Türk düşmanlığı ile şekillenmiştir. Bu politika Türkiye Suriye ilişiklerinin düzelmesine kadar kendini ciddi bir şekilde halk nezdinde hissettirmiştir. Bu politika doğrultusunda eğitim kitapları, Türkleri barbar ve yamyam olarak göstermekte, geri kalmışlığın ve bütün başarısızlığın sebebi Türk yönetimine bağlanmaktadır.  Bu kitaplarda Suriye üzerinde kurulan Türk devletlerini işgalci olarak gösterilmekte ve resmi haritalarda Hatay, Mardin, Urfa, Antep, Maraş, Adana ve Mersin gibi Türkiye’nin güney illerini, Suriye Arap toprakları olarak çizilmekte ve işgal altında topraklar olarak gösterilmektedir.

 

 

 

 Türkmenlerin Savaş Öncesi Eğitim Durumu ve Sorunları

 

Eğitim Sistemindeki Sorunlar

Suriye eğitim sistemindeki sorunlar ve eksiklikler çerçevesinde Türkmen öğrenciler de diğer öğrenciler sorunlar yaşamışlardır. Türkmen öğrencilerinin bazı özeliklerinden kaynaklanan birçok sorundan dolayı sorunları daha büyük olmuştur. Bu sorunlar kendini en belirgin şekilde dil bazında göstermiştir. Arap dili dışında başka bir dilde eğitim verilmemesi, en fazla ana dili Türkçe olan ve Türkçe’den başka bir dil bilmeyen Türkmenleri sor durumda bırakmıştır. Türkmenlerin kendi dillerinde eğitim alamaması ve izin verilmemesi büyük sorunlara sebep olmuştur. Türkmen çocuklarının bilmedikleri bir dilde eğitime başlamaları ve bu sistemde Arap çocukları ile yarışmaları çok zor olmuştur. Nitekim bu eşit olmayan şartlardaki sınavlarda Türkmen öğrencilerinin birçoğu başarılı olamamıştır. Bu bağlamda Türk dilinde eğitim verecek herhangi bir okula izin verilmemiştir. Bu sistemde eğitim müfredatlarında ve kitaplarında Türkmenlere karşı yapılan kara propaganda, Türkmen öğrencilerini üzmüş ve dünyalarında derin izler bırakmıştır. Arap öğretmenler, Türkmen öğrencilerin zorunlu olarak Baas partisinin çalışmalarına yönlendirmiş ve Türkmen öğrencilerinin beyinleri yıkanmaya çalışılmıştır. Baas partisinin ideolojisi uygulanıp uygulanmadığını takip etmek üzere merkezlerden müfettişler gönderilerek Türkmen öğrencileri ve öğretmenleri denetleyerek sürekli baskı oluşturmuşladır. Bu teftişlerin esas amaç, eğitim öğretim sorunları ve ihtiyaçlarını öğrenmek  olmayıp Türkmen öğrenciler üzerinde asimilasyon ve beyin yıkama operasyonlarının ne düzeyde gittiğini bilmek, kontrol ve komuta etmektir. 

 


 Okul ve Özel Okul Sorunları

Türkmenler, eğitim ve öğretime geç dâhil olduklarından ve rejimin Türkmen bölgelerini en arka plana koyduğundan Türkmen bölgeleri yakın bir zamana kadar en geri kalmış bölgeler arasında sayılmıştır. Son yıllarda temel eğitimde nispeten sıkıntılar giderilmiş olsa da yüksekokullarda öğretmen ve okul araç gereçleri noktasında ihtiyaçlar ve sorunlar büyük bir oranda devam etmiştir. Bina olarak yapılan okulların birçoğu, öğretmen ve okul malzemeleri olmadığı için işlevsiz kalmıştır. Uzun yıllar ortaokul ve lise düzeyinde okul yapma veya eğitim verme ruhsatı Türkmen bölgelerine verilmemiştir. Bunlara teknik sorunlar sebep olduğu gibi resmi makamların ve yetkililerin ideolojik takıntıları da etkili olmuştur. 1984 yılında Çobanbey kasabasına lise yapılmasını talep etmek üzere kasabasının eşrafından oluşan bir heyet, günün Suriye eğitim bakanı olan ve bir dönem Suriye cumhurbaşkanı Esat'ın yardımcılığına kadar yükselen Züheyir Meşearika'dan talep ve onay istenmiştir. Fakat kendisi "siz Türkmenler, Türkiye sınırında ne yapacaksınız liseyi, okuyup yerimizi alacaksınız" diyerek heyeti geri çevirmiştir. Rejim, Türkmen bölgelerini kasıtlı politika izleyerek nitelikli Türkmen unsurunun yetişmesini ve devletin üst kademelerine ulaşmasını engellemiştir.  Özel okullar Türkmenler açısından, iyi bir neslin yetişme ocakları olacağı gibi devlet okullarının yarattığı ve bıraktığı boşlukları da dolduracak olması yönünden çok önem teşkil etmiştir. Ancak Baas rejiminde bu tür okul kurmaya izin alınması zor ya da imkânsız olmuştur.

 


 Yurt ve Barınma Sorunları

Suriye devletinin genel eğitim sisteminde üniversite öğrencilerine hariç yurt veya barınma merkezleri kurma gibi düşüncesi olmamıştır. Bu bağlamda Türkmen gençlerine mahsus hizmet veren herhangi bir yurt veya barınma yeri olmamıştır. Çoğunlukla Türkmen bölgelerinde yüksek eğitim veren okul olmadığı için öğrenciler,  ilçe veya şehir merkezlerine gitmek zorunda bırakılmışlardır. Üniversite düzeyine kadar okulunu devam ettirmek isteyen öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını akrabalarının yanında ya da kendi imkânı ile kiralayacakları yerlerde çözmüşlerdir. Türkmenlerin çoğu köylü ve maddi durumu iyi olmadığı için evlere kira vermek aile bütçesini çok zorlamıştır. Bu yüzden birçok öğrenci sınavları kazansa bile, bu ihtiyacı giderememesinden dolayı eğitimine son vermek zorunda kalmıştır. Bu zor şartlarda üniversite düzeyine kadar nadiren gelen Türkmen öğrencileri, yüksek eğitim yurtlarında ayrı bir sorun beklemiştir. Üniversite yurt sisteminde üniversitenin bulunduğu illerin öğrencilerin yurt hakkı verilmemektedir. Bu bağlamda ülkenin en büyük ikinci üniversitesi olan Halep üniversitesi Suriye’de Türkmenlerin en yoğun olarak yaşadığı Halep'tedir. Bu yüzden Türkmen öğrenciler bu imkândan da yararlanamamıştır.  Türkmen köyleri şehir merkezine en 60 km uzaklıkta olduğu gibi bazı şehirler, bu mesafeden çok daha kısadır. Ayrıca yurtlara alımlarda Baas partisi çalışmalarında bulunmuş ve teşkilatlarına üye olanlara öncelik tanınmaktadır.  

 


Dershane Sorunları

Eğitimde dershane bir ihtiyaç olup olmadığı genel bir tartışmadır ama Türkmenler için gerekli ve ihtiyaç duyulan bir kurum olmuştur. Suriye eğitim sisteminin çarpıklığı ve yetersizliğinin yanında geri bırakılan Türkmen öğrencilerinin akranlarına yetişmesi ve eşit şartlarda yarışabilmesi için gereken bir eğitim kurum idi. Baas rejimi, eğitimde eşitsizliği engellemek ve okul hocalarının okulları dışında dershaneler gibi yerlerde ders vermelerini engellemek amacıyla dershaneleri yasak etmişti. Okullarda yeterli eğitimi alamayan Türkmen öğrencileri üniversite hazırlık sınavında başarılı olabilmek için kaçak yapılan özel dersler ile eksiklerinin gidermeye çalışmışlardır. Okullar ve hocalar noktasında zayıf kalan Türkmen bölgelerine bilgi takviyesini dershane işlevi gören özel dersler ile telafi etmeye çalışmış ancak bunun mali yükü yanında yasak olduğu da dikkate alınırsa hangi şartlarda yapıldığını okuyucuda bir fikir oluşturacaktır.

 


Burs Sorunları

Böyle bir sorundan bahsedebilmek için öncelikle böyle bir olgunun varlığından bahsetmemiz gerekiyor. Hâlbuki böyle bir olgu Türkmen öğrencilerinin ve Suriye toplumunun dünyasında yabancıdır. Türkiye’de olduğu gibi devlet ya da özel teşebbüsler tarafından verilen böyle bir şey olmamıştır. Devlet tarafından üniversite öğrencilerine kredi verilmek üzere kurulmuş bir kurum vardı ama çoğunlukla atıl kalmıştır. Faal olduğu günlerde de üniversite merkezinde bulunan Baas partisinin teşkilatlarına mensup olan ve referans olması durumunda verilmekteydi. Ayrıca devlet tarafından ve çoğunlukla karşılıkla ya da tek taraflı bazı ülkelerin, başarılı bulunan Suriyeli öğrencileri okutmak üzere verdikleri bursları, Suriyeli rejimi bir sürü yerine getirilmesi imkânsız şartlar öne sürerek bursları kendi yandaşlarına ve yandaş grupları arasında paylaştırmıştır. Bu şartlara örnek olarak, eğitim süresi boyunca alacağı burs miktarı kadar mal mülk beyannamesi ya da  kefalet göstermesi gerekmektedir. Farz edelim öğrenci bu şartı yerine getirdi, o zaman başka bir şart olan güvenlik soruşturmasına tabii tutulmakta ve çoğunlukla Türkmen öğrenciler güvenlik soruşturmalarında sakıncalı görüldükleri için yurt dışına burslu olarak gitmeleri hayal olmuştur. Hâlbuki burs verilmesinde temel kıstas, başarı iken parti mensubiyeti aranması ve güvenlik soruşturmaları yapılması Türkmen öğrencilerinin önü kesilmiş ve rejime yakın kişilerin önü açılmıştır.

 


 Yurtdışı Eğitim ve Sorunları

Yurt dışında eğitim almak, dünyada bir sorun olmaktan öte bir gelişmişlik göstergesi olduğu halde Suriye gibi kapalı ve dikta rejimlerde tehlikeli bir eylem olarak telakki edilmiştir. Dolayısıyla bazı ülkelere eğitim almaya giden Türkmen öğrencileri özellikle de Türkiye gelmelerinde güvenlik takibine tabi tutulmuşlardır. Suriye dışında 3 aydan fazla kalan her hangi bir kimse, bulundukları ülkelerdeki Suriye elçiliklerine veya temsilciliklerine gitmesi ve kayıt yaptırması mecburiyeti bulunmaktadır.  Kayıt yaptırmadığı takdirde kişi, cezai işleme tabi tutulmakta ve birçok cezai yaptırım ile karşı karşıya kalmaktaydı. Bir öğrencinin yurt dışında kendi imkânları ile okumak istemesi durumda Suriye yüksek eğitim bakanlığından izin alması gerekmekteydi. Bu izin, bir takım evrak ve soruşturmaya tabi tutulmaktaydı. Bu evraklardan ve izinlerden birisi de istihbarat kurumlarından güvenlik soruşturmasıydı. Suriye istihbarat örgütü “Muhaberat” altı ay süren araştırmada öğrenci ve ailesi hakkında yurt içinde ve bulunduğu ülkede araştırma ve soruşturma yaptıktan sonra kararını vermekteydi. Bu uygulama ile birlikte öğrenci ve ailesi yurt içinde veya dışında öğrencinin bulunduğu müddetçe takibe alınmaktaydı. Böylece öğrencinin muhalif bir eylem veya örgüt içerisine girmesi durumunu izlemekteydiler. Bu izne başvurmayan Türkmen öğrencileri, büyük baskılar görmüşlerdir. Özellikle de Türkiye ile ilişkilerin kötü olduğu dönemlerde Türkiye’ye okumaya gelen Türkmen öğrenciler bir daha ülkelerine dönememişlerdir. Geri dönmeyen öğrenciler oldukları ülkelerde de rahat bırakılmamışlardır. Suriye’de bulunan aileleri takibe alınmış ve baskı altında tutulmuşlardır. Böylece öğrencinin rejim karşıtı herhangi bir harekete girmesi durumu8nda ailesinin tutuklama riski altında olduğunu bildiği için öğrenciler herhangi bir muhalif çalışma içerisine girememişlerdir.

 


Yurt dışında, bin bir zorlukla okuyan öğrenciler elde etmiş oldukları diplomaların geçerli olması ve çalışabilmeleri için denkliğini yaptırmak zorundaydılar.  Elde ettikleri diplomaların denkliğini yaptırmak için yüksek eğitim kurumunun şartlarını yerine getirme ve sınavdan başarılı olmak mecburiyeti bulunmaktaydı. Zira yurt dışında okuyan öğrencileri için sınav çok haklı bir uygulama ancak rüşvet ve kadro sıkıntısı yüzünden sınavlar suiistimali edilmekteydi. Sınav sorularının para ile satın alınması ya da rüşvet ile sınavı geçmeler, öğrenciler arasında haksız bir rekabet sahne olurken rejimin yandaşlarına da haksız bir kazanç yolu açmaktaydı. Ayrıca Türkmen öğrenci ve velilerin devlet merkezlerinde veya çevrelerinde tanıdıkları pek fazla kimseler olmamasından dolayı, zaman zaman dolandırılmakla karşı karşıya kamışlardı. Bunu bir sektör haline getiren rejim yandaşları, öğrencilerin parasını çalmakta devlet gücünü ve tehdidini kullanarak parayı geri tahsil etme ya da takibini yapma da neredeyse imkânsız hala gelmekteydi.           

 


Savaşın Yol Açtığı Eğitim Sorunları

Suriye'de Yol Açtığı Sorunları


 Okulların Kapanması

Bugün itibari ile beşinci yılana giren Suriye savaşının açtığı en kalıcı sorunlardan birisi de, kuşkusuz eğitim sorunu olmuştur. Savaş zamanla şiddetini arttırınca, iç göçlerin meydana gelmesi ve insanların okullara ve üniversite yurtlarına yerleşmesini müteakip okulların ve üniversitelerin bombalanması,  bu mekânların tahrip olmasına ve işlev göremez hale gelmesine sebep olmuştur. Savaş şiddetlendikçe yurtiçi dolaşım mümkün olmaktan çıkmış, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler okullara gidemez hale gelmişlerdir. Yöneticilerin ve okul çalışanların çatışmalardan ve can güvensizlik sorunundan dolayı birçok okul açılamamış ve eğitim veremez olmuştur.  Savaşın sebep olduğu okulların kapanması ya da açılamaması, tahrip olması veya yıkılması, açılsa bile eğitim malzeme ve gereçlerinin ve arşivlerin yok olması ve insanların yerlerini yurtlarını terk etmesi, her düzeyde birçok öğrencinin eğitim hayatını kesintiye uğratmıştır. Eğer ki savaş bitmez ise 5 milyona yakın öğrencinin eğitim hayatı alt üst olacak ve birçok öğrencinin eğitim hayatı sona erecektir. 

 


Okullara Mültecilerin Yerleşmesi

İç savaşın şiddeti artınca ve savaşlar askeri noktalardan ziyade yerleşim merkezlerinde daha çok yaşanınca, insanlar evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu kaç kaç olayında yeterli barınma yerleri bulamadıkları için insanlar, okullara ve yurtlara yerleşmişlerdir. Havaların soğuması ve yaşam şartlarının zorlaşmasıyla birlikte, okullar mülteciler tarafından işgal edilmiş, eğitim ve öğretime başlanamamıştır. Mültecilerin okullarda barınması eğitim ocağına darbe vurmuştur. Bir yandan gidecek bir yeri olmayan, diğer yandan eğitimi almak isteyen çocuklar arasında tercih, insanları zor durumda bırakmıştır. Bu sorun birçok bölgede toplumsal kavgalara ve rahatsızlığa yol açarak kalıcı bir soruna da sebebiyet vermiştir.

 


Okullara Savaşçıların Yerleşmesi

Eğitim hayatında başka bir sorun ise, okulların askeri karargâhlara dönüştürülmesi sorunudur. Okulların tatil olduğu günlerde boşalan okulların savaş merkezleri haline getirilmesi, belki savaşan tarafların eğitim hayatına mal olan en büyük hatasıdır. Bu eylem okulları hedef haline getirmiştir. Bu sebepten dolayı, birçok okul vurulmuş ya da tehdit altında olduğu için birçok öğrenci ve yetkili okula gitmemiştir. Bu eylem karşısında pek fazla kimse sesini çıkaramamış ve birçok okulun tahrip olmasına sebep olmuştur. Okullar yıkıldıktan ve tahrip olduktan sonra sivil toplumda yeterli imkân olmadığı için, okullar tamir edilememiş ve işlevsiz halde kalmıştır.

 

Okulların Bombalanması ve Yıkılması

Esat’a karşı silahları mücadeleye giren isyancılar, kontrol ettikleri bölgelerde kendilerine karargâh olarak okulları seçmişlerdir. Okullara savaşçıların yerleşmesi Esat rejim için birer tehlike merkezleri olarak görülmüş ve hedef alınmıştır. Hedef alınan okullar vurularak veya okulların yakınlarına bombalar düşmesi sonucu yıkılmış ve tahrip olmuştur. Muhalefetin kontrol ettiği yerlerde yıkılan veya tahrip olan okulları tamir etme ya da yerine yenilerini inşa etme imkânı olmadığı için yıkık halde kalmışlardır. Dolayısıyla birçok okul şu an için hizmet verememektedir. Bu savaştan dolayı BM verilerine göre yıkılan okul sayısı 5 bini geçmiştir. 

 


Öğrenci Bilgilerinin Kaybolması ve Malzemelerinin Yakılması

Muhalefetin kontrol ettiği bölgelerde savaşın şiddetlenmesinden dolayı devlet otoritesi kaybolduğu için okullara ve eğitim merkezlerine savaşçılar ve mülteciler yerleşmişlerdir. Okullara giren çıkanların kimliği belirsiz olunca ve takipten kaçınca, öğrenci bilgileri ve arşivleri kaybolmuş veya yakılmıştır. Havaların soğuması ile birlikte yakacak ve ısınacak bir şey bulamayan mülteciler, okulda ne buldularsa ve ellerine ne geçti ise yakarak ısınmışlardır. Fakat öğrenci ve okulun evraklarını yaktıklarını ve bir sürü bilgiyi ve veriyi yok ettiklerinin farkında bile olamamışlardır. Savaşın bitmesi ve öğrenci verilerine gerek duyulacağı günlerde, bu sorunun ne denli büyük bir sorun olduğu kendini çok rahatça gösterecektir. Eve dönüşlerin uzaması ve mültecilerin imkânlarının yetersiz gelmesi ve hava şartlarının kötüleşmesi üzerine, okullarda barınan mülteciler ısınmak için oturma sıralarını, sandalye, kitap, tahta ve eğitim malzemelerini yakarak ısınmışlardır. Farkında olarak ya da olmadan, okulda yanacak ne varsa yakarak bitirmişlerdir. Sonraki dönemlerde ahali ve yöneticiler, okulları tekrardan hizmete sunmak istemiş olsalar da, eğitim verecek materyal kalmadığı için birçok okul açılamamıştır. 

 


Üniversitelerin Esat Tarafında Kalması

Sayısı çok az olan yüksek eğitim kurumlarının başta üniversite olmak üzere Esat rejiminin kontrol ettiği bölgelerde kalması, muhaliflerin kontrolünde kalan bölgelerde yaşayan öğrenciler için güvenlik açısından büyük tehlike oluşturmuştur. Zira muhalefet içerisinde bulunmuş ya da bir akrabası bulunan veya o yönde ihbar olan öğrenciler, rejimin kontrol noktasından geçtiği yerlerde yakalanıp rejimin zindanlarına atılmaktadır. Bu durum kız öğrenciler de taciz ve tecavüze uğrama riski ile daha da büyüktür. Hal böyle olunca can güvenliği ve namus meseleleri yüzünden, eğitimini yarıda bırakan birçok öğrenci karşımıza çıkmaktadır.  Bu öğrenciler nerdeyse üç yıldır üniversiteye gidemiyor ve onları kabul edecek yurt dışında bir kurum bulunmadığı için, yaşlar ilerlemekle birlikte eğitim hayatları kesintiye uğramaktadır. 

 


 Sınavların Yapılamaması

Savaşın uzaması eğitim hayatını sekteye uğrattığı gibi bir üst sınıfa ve düzeye geçmeye imkân sağlayan sınavların yapılamaması eğitim kadar verilecek diplomayı da darbe vurmuştur. Yüksek eğitim merkezleri yetkili olan bütün kurumları, rejimin kontrol ettiği bölgelerde kalmıştır. Muhalefetin kontrol ettiği bölgelerdeki kurumlar ise geçersiz ve yetkisiz kılınmıştır. Öğrencilerin can ve namus güvenliği olmadığı için birçok öğrenci dönem atlama sınavlarına gidememiştir. Rejim yanlısı olan ve rejim tarafında kalan öğrenciler normal dönemlerin çok altındaki puanları ile iyi yerlere yerleşir iken muhalefet tarafında kalan ve muhalif ailelerin çocuğu olan birçok öğrenci sınavlara katılamamış ve diplomasız kalmıştır. Bu soruna yönelik muhalefetin kontrol ettiği bölgelerde ve Suriyelilerin göç ettiği ülkelerde ve çadır kentlerde sınav yapmaya kalkışmış ama dünya ve bölge ülkeleri muhalefeti aynı standartlarda sınav yapmasına rağmen vermiş olduğu diplomaya karşılık olmadığı için, büyük bir kısım öğrenciyi mağdur etmiştir. 

 


 Kitap, Kırtasiye ve Okul Malzemesi Tedarik Sorunları

Ülkenin savaştan dolayı rejimin ve muhalefetin kontrol ettiği bölgeler diye iki bölgeye ayrılması, bağımsız bir kurum olma özelliği taşıyan eğitim kurumunu, bu ayrımdan dolayı büyük sıkıntıya sokmuştur. Bu sıkıntıların birisi de muhalefetin kontrol ettiği taraflara devletin desteğinin kesilmiş olmasıdır. Eğitim merkezleri faaliyetlerini sürdürmek istediği takdirde masraflarını kendisi karşılamak zorunda kalmıştır. Bu masraflardan birisi de kitap ve okul malzemesi olmuştur. Mülteciler tarafından yakılan bu malzemelerin temini, ahaliye kaldığı için maddi ve teknik sorunlar meydana çıkarmıştır. Bu soruna çözüm babından Suriye muhalefeti Suriyeli iş adamlarının finanse ettiği bazı kitap ve kırtasiye temin ederek kısmen eğitim kurumlarına canlılık getirmiştir. Ne yazık ki bağımsız bir kurum kalması ve siyasallaşmaması gereken eğitim kurumu sınıfta kalmıştır. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerin maaşlarını hala rejimin vermesi ve bu kişilerin maaşlarını rejimin kontrol ettiği bölgelerden teslim alıyor olmaları, öğretmen ve yöneticilerin muhalefete yakın veya beraber görünme şanslarını ortadan kaldırmıştır. Aksi durumda her ay maaşlarını almaya gittiklerinde geri dönmeme tehlikesi ile karşı karşıyalardır. Zira muhalefetin kontrolünde bulunan bölgelerde maaş almaya gidip de geri dönmeyen ve maaşı kesilen birçok okul görevlisi kimselerle doludur. 

 


Muhalefet ile Rejimin Müfredatında Farklılık

Rejimin muhalif bölgelere desteğini kesmesi sonrası, muhalefet başta kitaplar olmak üzere okul ihtiyaçlarını kendisi karşılamaya başlamıştır. Fakat eğitim siyasallaşmış olduğu üzere muhalefet, bazı konuları okutmayı reddetmiştir. Özellikle de Baas propagandası yapan kitaplar ya da dersler muhalefet tarafından kaldırılmıştır. Yerine yeni sisteme dair bilgiler içeren kitaplar koyulmuştur. Ayrıca ülke bayrağı ve simgeleri değiştirilerek iki güç arasında kalan eğitim sektörü mağdur olmuştur. Bu siyasallaşmanın yıllardır kurbanı olan öğrenciler, şimdi de iki gücün tepişmesinden dolayı zarar görmektedir. 

 


Öğretmenlere Maaş Sorunu 

Muhalefet maddi yetersizlikten dolayı kendine bağlı okullar açamamış ve kendi bölgesinde bulunan okullarda hizmet veren öğretmenlere maaş verememiştir. Her iki tarafta kalan öğretmenlere maaşı rejimin vermesi, muhalefetin kontrol ettiği bölgelerde çıkmaza yol açmıştır. Öğretmenlere maaşı rejim verir iken kitap gibi diğer ihtiyaçları muhalefetin karşılaması öğrenci ve öğretmenler nezdinde kafa karışıklığına yol açmıştır. Rejim muhalefet tarafını kendi tarafına getirip maaş vererek kontrol etmektedir. Karşı tarafta ise muhalefet halktan aldığı destekle kendine yer bulmaya çalışır iken iki arada bir derede kalan öğretmenler ve öğrencilerin başı yanmaktadır. Maaşları verecek güçte olsa muhalefet ya da bütün ihtiyaçları karşılayacak ve halkından korkmayan bir rejim olsa, halk böyle anlamsız bir sorunla muhatap olmazdı. 

 


Türkçe Eğitimi Engelleme

Halep Türkmen bölgelerinde 2012 yılında bir kaç okulda başta Çobanbey okulunda olmak üzere Bableylim, Hava Hüyük gibi Türkmen köylerinde Suriye tarihinde bir ilk olan, Türkiye Türkçesi ve Latin alfabesi ile verilen Türkçe dersleri, IŞİD ve benzeri unsurlar tarafınca sakıncalı görülmüştür. Bunun hemen ardından Türkçe eğitim veren Türkmen okulları basılmış ve bu işi yapan öğretmenler hakkında sorgulama ve soruşturma yapılmıştır. Türkmen çocuklarının kendi dillerinde eğitim alma hakkı engellenmiştir.

 

 

 

 Savaşın Türkiye'de Yol Açtığı Eğitim Sorunları

Suriye yaşanan iç savaştan dolayı, can ve mal kaybı tehlikesi ortaya çıkınca birçok Suriyeli ülkelerini terk ederek komşu ülkelere sığınmışlardır. Savaşın hala bu güne kadar şiddetini artırarak devam ediyor olmasından dolayı savunmasız Suriyeli halk, komşu ülkelere sığınmaya da devam etmektedir. Suriyeli ilk mülteci kafilesi, Türkiye’ye 29 Nisan 2011 tarihinde giriş yapmıştır.  Savaş 5. yılını doldurur iken beraberinde komşu ülkelere sığınan insanların birçok sorununu gündeme getirmiştir. Konumuz olan eğitim sorunu da bu baş sorunlardan birisidir. Bu sorun Suriyeli mülteciler nezdinde iki noktada ele alınmaktadır. Birincisi kamplar içinde yerleşen Suriyeliler ve ikinci olarak Türkiye sınırları içinde ama kamplar dışında kalan Suriyeli mülteciler. Eğitim konusunda genel manada kampı içinde verilen eğitim ya da dışında alınan eğitim arasında fark gözetmeksizin Türkmen ya da Türkmen olmayanlar olarak aynı sorunları yaşamaktadırlar. Bu sorunlar, zamanla çözüldüğü için de güncelliğini yitirmekle birlikte özet olarak aşağıdaki gibidir. 

 


Kimlik Kartı Sorunları

Kimlik kartı, yalnız bir sorun olmaktan ziyade birçok sorunun ilk aşamasıdır. Kimlik kartı sorununda çözüm çok kolay olmakta ama ev sahibi ülkeler ve dünya ülkeleri sorumluluk almadıkları için sorun olarak devam etmektedir. Birçok Suriyeli olaylara hazırlıksız ya da hesapsız yakalanmıştır. Yurt dışında itimat edilen kimlik kartı olan pasaport çıkartmak, Esat rejimi nezdinde bir takım işlemler gerektirmektedir. Bu işlemleri yapmayanlar ya da yapmaya imkân bulamayanlar mültecilerin neredeyse %90 pasaportsuzdur. Pasaportu olanların birçoğunun ise, olayların uzamasından dolayı süreleri bitmiş ya da bitmeye gelen pasaportları uzatamamakta veya yenileyememektedirler. Konumuz komşu Türkiye olunca, kimliksiz gelişler daha kolay ve şartların diğer komşu ülkelere nazaran daha iyi olmasından dolayı, birçok mülteci Türkiye'yi tercih etmektedir. Bu kimliksiz gelişler yüzünden, kimlik kartına veya pasaporta yönelik birçok sorun takip etmiştir. Bu sorunların başında devlet nezdinde hiç bir ilişki kurulamaması ve muhatap alınamaması gelmektedir. Mültecilerin kendilerini Türk devleti kurumları karşısında tescillendiremediği için devlet kurumlarının bir kısım hizmetlerinden istifade edememektedir. Bunların başında ise, eğitim alanı gelmektedir. Eğitim kurumların birisine kayıt yaptırmak ve bu sistemin imkânlarından yararlanmak için geçici T.C. kimlik numarası şarttır. Bu numarayı alabilmek için son zamanlara kadar ikamet izni gerekmekteydi. Bu izin için ülkeye pasaport ile resmi giriş yapılması gerekiyordu. Aksi takdirde hiç bir işlem yapılmamaktaydı, yapılamadığı içinde eğitim ve devlet kurumların avantajlarından yararlanılamamaktaydı. Ancak yapılan yeni düzenleme ile T.C. kimlik numarası olan yeni kimlikler verilmesi ile numara sorunu ortadan kalktı ama temel eğitim veren okullara kayıt yaptırmada, bu kartlar hala geçerli değildir.  

 


Dil Sorunları 

Türkiye'de kamp dışında kalan mültecilerin, %75’i okula giderken %25'i okula gidememektedir. Bu tablonun asıl sebebi, Türk devlet okullarının, Suriyeli öğrencilerini evrak eksikliğinden dolayı kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Suriyelilerin Baas eğitim sisteminde, eğitim dili sadece Arapça olduğu ve Türk devlet okullarında, Arapça eğitim verilme imkânı olmadığı ve eğitim dilinin Türkçe olması da birçok mültecinin çocuklarını devlet okullarına göndermemesinde tesiri olmaktadır. Bu sorunu gidermek için misafir öğrenciler, ya Türk dilinde eğitim almak ya da Arap dilinde Suriye müfredatında eğitim veren Suriye okullarına gitmekte bulmaktadırlar. Bu okulların sayıları yeterli olmadığı ve statüsü belirsiz olduğu için birçok öğrenci dışarıda kalmıştır. Türkmen öğrenciler, dil noktasında Suriyeli akranlarına nazaran konuşmada bu sorunu yaşamamakta ancak okuma ve yazmada bu büyük sorunu yaşamaktadırlar.  Sonuç itibarı ile Türk okullarının eğitim dili Türkçe olması ve gelen mültecilerin dilinin Arapça olmasından kaynaklanan dil sorunu karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunu gidermeye yönelik kamplarda, Türk devleti tarafında 2012-2013 yılından beri ücretsiz Türkçe öğretim dersleri verilmektedir. Bu hizmet neticesinde her kökenden öğrenci, Türkçe öğrenme imkânı bulmuştur. Lakin bu projenin devam etmemesi durumunda ve Türkçe öğrenmek isteyen kamp dâhilinde ve dışında birçok öğrenci bulunduğu için, bu soruna süreklilik arz eden bir çözüm bulunmalıdır. 

 


 Okul Bulma, Kabul ve Kayıt Sorunları

Önümüzde iki tür okul bulunmaktadır. Birincisi Türk devletinin kendi vatandaşlarına sunduğu normal eğitim veren okullar ve ikinci olarak aktivistlerin çabaları ve Türk yetkililerin gayretleri ile açılan Suriye okullarıdır. Türkiye'de, Türk okulları yanında kamplarda 45 kamp dışında 50'ye yakın Suriyeli mültecilere eğitim hizmeti veren okul bulunmaktadır. Türk devlet okullarında eğitim almak için ilk şart T.C. numarası olması şartından bahsetmiştik. Bu numarayı almanın tek yolu pasaportun bulunması ve ikamet izni çıkartılması gerekmektedir. Bunu temin eden öğrenciler, artık kendilerini kabul edecek okul bulma ve kayıt yaptırma sorunu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Birçok okul yönetimi, kendi düzenini ve sosyal dengeyi bozmamak için Suriyeli öğrenciyi tercih etmemektedir. Hâlbuki hükümet bunun aksine misafir olarak kabul etmelerini ve gerekli kolaylıkları sağlamaları yönünde talimat vermektedir.  Diğer bir okul olan Suriye okulları, sayıca yetersiz ve imkân olarak zayıf olduğu için ülkenin ya da şehrin her bir yanına dağılan mültecileri tek bir yerde toplamak kolay olmuyor ve öğrencilere ek bir masraf kalemi ortaya çıkarmaktadır. Sayıca az olan ve öğrenci olarak yüksek sayının olması, okul sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu okullar özel kuruluşlar olduğu için devlet desteği, resmi olarak bir yasaya ve kanuna dayanmadığı için yapılamamaktadır. Suriye muhalefeti ve STK'ları yetersiz kaldığı için, harçları yüksek olmaktadır.

 


Denklik ve Sahte Diploma Sorunları

Bu sorun, iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Birinci sorun, Suriye'den elde edilen diplomaların denkliği ve ikinci olarak Suriye muhalefetinin, Suriye'de kurtarılmış bölgelerde ve Türkiye gibi komşu ülkelerde yaptığı sınav sonucu verdiği diplomaların karşılık görme sorunudur. Birinci hususta birçok Suriyelinin denkliği YÖK ve milli eğitim kurumlarda denklik işlemlerinin gecikmesi ve olumsuz bir şekilde sonuçlanması sorunların en kötülerinden birisidir. Muhalefetin yapmış olduğu sınavların sonucu ve verdiği yüksek eğitim imkânı sağlayan ve uluslararası standartlar altında gerçekleştirilen sınava rağmen diplomalarının dünyada karşılık görmemesi ve denkliğinin yapılmaması muhalefetin, Suriye nüfusunun yarısını temsil eden ve çözüm üreten kurumun geleceğini tehlikeye atmaktadır. Bu güne kadar muhalefetin diplomasını tanıyan ve denklik veren bir ya da iki Türk, Lübnan ve Moritanya üniversitesi dışında başka kurum çıkmış değildir. Diplomalarının karşılığı olmaması Suriyeli öğrencileri sahte diploma düzenlemelerine sevk etmektedir. Sahte diplomalar ve gerçek diplomaları ayırt edecek bir mekanizmanın olmaması birçok öğrenciyi mağdur etmektedir.

 


Barınma ve Yurt Sorunları

Suriye'den kaçarak Türkiye'ye gelen insanların hızlı göçünün oluşturduğu bir takım kaygılar, Türkiye halkında bazı konularda Suriye halkına karşı antipatiye dönüşmüştür. Başlangıçta Suriye’den gelen vatandaşlara kucak açan Türk halkı, savaşın uzaması ve bazı Suriyelilerin iyi niyetleri suiistimal etmesi sonucu kurunun yanında yaşı da yanmıştır. Suriye’nin zengin insanları Türkiye’de fahiş fiyatlardan ev kiralamaları kiraları yükseltmiş fakir durumda olanları ise bu fiyatlar karşısında çaresiz bırakmıştır.

 

 Okula ve Öğrencilere Uyum

Az sayıda da olsa Türk devlet okullarında eğitim alma imkânı bulunan öğrencilerin en çok ıstıraplı olduğu sorundur. Toplumsal tavır, Suriyeli mültecilere karşı pozitif olsa da toplumun bir kısmı, negatif bakmaktadır. Medya ve sanal ortamda yayılan yalan ve gerçek dışı kötü niyetli haberler neticesinde halkı ve öğrencileri manipüle edilmektedirler. Bu negatif etkileşim, okulda öğrenciler arasında da yaşanmaktadır. Bu yüzden misafir öğrencileri okula ve öğrencilere uyum sağlamakta ve uyum sağlama sorunlarıyla velilerin ve okul yönetimin dikkatini çekerek çözüm üretip, bu sorunu şimdi ve gelecek kaygıları için ortadan kaldırmaları zaruridir. 

 


Suriye'deki  Üniversitelerden Türkiye Üniversitelerine Geçiş  Sorunları

Öncelikle Türkiye ye yatay geçiş resmi olarak YÖK’ün almış olduğu kararla ilk kez 2013 senesinde yürürlüğe girmiştir. Bu resmi kararı uyarınca Suriye'de okuyan öğrenciler, Türkiye'de belirli kriterleri yerine getirme şartıyla birlikte, devlet üniversitelerine yatay geçiş imkânı elde etmişlerdir. Bu karara ilişkin YÖK ve üniversite yönetimleri bir sürü eleştiri almıştırlar. Üniversite yönetimleri, mevcut kararın uygulamasında maalesef Suriyeli öğrencilere yeterince yardım edememektedirler. Bazı Üniversite yönetimleri, hükümetin YÖK’le almış olduğu bu kararı yok sayarak belirli sayıda alınması gereken öğrencilerin çoğunu kadro ya da üniversitenin kontenjanlarından mahrum bırakmışlardır. 

           

 

 Türkiye’de Kurulan Suriye Okulları

Suriye'den savaştan dolayı Türkiye'ye yasal ya da yasal olmayan yollarla giren fakat savaş uzayınca ortaya eğitim sıkıntıları çıkan Suriyeliler, bu sorunu gidermek üzere başta Suriyeli aktivistler, Türk devleti yetkililerine bu konuyu açarak bir kaç çözüm önerisi sunmuşlardır. Bu çözümlerden birisi de, Türkiye sınırları içinde kendi imkânlarıyla Suriye müfredatına uygun bir şekilde eğitim veren okullar açılması idi. Bu teklif Türk yetkililerin kabul etmesinin ardından Türkiye'de Suriyeliler birçok ilde okul açmışlardır. Bu kolaylıktan dolayı, açılan okul sayısı her geçen gün artarak günümüze kadar sayısı 50'ye yaklaşmıştır.  Bu okulların %85'e yakını ilk ve ortaokul iken %15 ise lise düzeyinde eğitim veren okullardır. 

Suriyeli bir eğitim ve insani yardım gönüllüsü olan Osman Han Süleyman ve arkadaşları Gaziantep'te Suriyeliler Eğitim Meclisi adında bir yapı kurmuşlardır. Bu yapı, yaz aylarında Türk okullarının kapalı olmasından istifade ederek binaları kullanma izni istenmesi ile bu serüven başlamıştır. Alınan ilk izin başka okullar içinde emsal teşkil edince, Türk okullarında masrafı kendilerine ait olacak bir şekilde mesai sonrası eğitim verme süreci başlamıştır. Türkiye devletinin, eşi benzeri olmayan bir imkânla Suriyeli öğrencilere kamplar dışında ana dillerinde ve kendi müfredatlarında eğitim alma imkânı sunmuştur. Bu okullarda eğitim Baas rejiminin kara propagandasından arınmış ve dünya eğitim standartlarına uygun bir sistem kullanarak mültecilerin ana dillerinde ve görmüş oldukları eğitim anlayışında yola devam etmeleri birçok okulun açılmasına ve talep edilmesinin yolunu açmıştır. Siyasallaşmadan evrensel eğitim normlarına uygun ve bağımsız bir kurum olan “Eğitim ve Talimden Sorumlu Milli Heyetin” ve onların denetiminde olması, bu okullara siyasi ve şahsi kinlerden arınmış toplumsal maslahatı düşünen bir eğitim anlayışı ile eğitim hizmeti sunmasına imkân oluşturmuştur. 

Bu okullar Suriyeli ya da Türk vatandaşlarının özel teşebbüsleri ile kurulduğu için devletin ya da uluslararası bir kurumun desteği bulunmamaktadır. Bu okulların işletme giderlerini büyük bir kısmını bağışçılardan ve az bir kısmını öğrencilerden alınmaktadır. Bu bağlamda parasal olarak fakir olan bu yapılar, birçok hizmeti maddi yetersizlikten dolayı sunamamaktadırlar. En acil ve önemli ihtiyaçların başında ise öğretmenlerin maaşı ve çocukların kitap ve okul giysileri gelmektedir.

Verilen eğitim ve harcanan emeğin karşılığında elde edilen diplomaların hayatın her alanda karşılık görmesi ve bu çalışmanın mana kazanması için olmazsa olmazıdır. Aksi takdirde bir karşılığı olmayan bir diplomanın, kağıt parçasından farkı kalmayacaktır. Bu diplomanın karşılık bulması ve denkliğinin verilmesi için gösterilen çabalar bir kaç üniversite ve okul haricinde ne Arap Birliği, ne Körfez İş Birliği ne de İslam İş Birliği teşkilatlarında yanıt bulmuş değildir. Bu okulların hayatını idame ettirmesi için en derin ve acil halledilmesi gereken bir sorundur. 

Türkiye'de kurulan bu okulların, yasal bir zemini yoktur. Yasal bir karşılığı olmadığı için devlet desteğinden de yararlanamamaktadır. Bazı okullar özel dershane gibi hizmet verir iken diğerleri özel ders mahiyetinde hizmet vermektedir. Yasal bir dayanağı olmayan okulların sebep olduğu denklik ve diploma sorununa, bütün öğrencilerin sorunu olmaktadır. Bu bağlamda yasal bir düzenleme yaparak, bu okullara resmi bir statü verilmesi, beraberinde birçok sorunu ortadan kaldırmış olacaktır. Bu resmiyet, gerek Türk makamları gerek ise dünya kurumları üzerinde bir karşılık bulacaktır. 

Suriye müfredatına göre eğitim veren bu okullar, öğrencilerin kitap ve kırtasiye sorunlarının bir kısmın çözer iken Türkçe öğrenmek isteyen öğrencilerin, Türkçe kitap bulmakta zorluk çekmektedirler. Türkçe kitapları temin edilmediği için okullarda okutulan Türk dilini öğrenmede arzulanan noktaya ulaşamamasına sebep olmaktadır. Bu sorunu Türk yetkililer ücretsiz olarak Türk okullarına dağıtılan kitaplardan bir kısmını bu okullara dağıtarak sorunu hafifletmeye çalışmaktadırlar. Bu bağlamda Türkçe kitap dağıtılması, Türk kültürünün en temel değeri olan Türkçemizin, daha geniş bir yelpazeye yayılması ve devletimizin Türkçeyi öğretmek ve yaymak politikasına hizmet edeceğinden önemli bir çalışmadır. 

Bu sorunlara ilaveten maddi yetersizlikten dolayı 15 yaşın üzerinde temel eğitimi alan öğrencilerin birçoğu eğitimini yarıda kesip evin ve ailenin giderlerini karşılamak üzere çalışmaya başlamaktadır. Türkmen halkının geleceği olacak gençler maddi yetersizlik ve Türkiye'de eğitim masraflarının yüksek olmasından dolayı, Türkmenlerin geleceğini teşkil edecek genç nesil kaygısı ortaya çıkarmaktadır. Türkiye'de bulunan ve eğitim çağında olan çocukların %10'u okula giderken %90 okula gidememektedir. 

 

 

Sonuç Olarak

Eğitim, insan hayatında en önemli çalışmalardan birisidir. Doğumla başlayan ve ölümle biten kesintisiz bir süreçtir. Birçok çıkmaz ve engelle çember altına alınan eğitim sistemimiz, araştırdığımız ve sorduğumuz zaman karşımıza birçok sorun çıkmaktadır. Bu sorunlar, devlet, toplum ve birey bazında herkesin kendi sorumluluk çerçevesinde sorunu çözüme ulaştırma noktasında yükümlülükleri vardır. Eğitim birçok sorunun kökünü ve çözümünü aynı anda taşımaktadır. Bu çalışmamızda tespit edebildiğimiz sorunlara dikkat çektik. Kendini bu milletin bir parçası gören ve sorumluluğunu taşıyan her kişinin ve her kurumun üzerine düşeni yapmak görevidir. Aksi takdirde kendisi ve millet vicdanı onu yargılayacak ve mahkûm edecektir.

 

Tarık Sulo Cevizci

tscevizci@hotmail.com