حزب الحركة الوطنية التركمانية
Türkmen Milli Hareket Partisi
RUSYA'NIN SURİYE MÜDAHALESİ VE TEZATLAR
Tarih : 2016-01-03 / Yazar : Tarık Sulo Cevizci

RUSYA'NIN SURİYE MÜDAHALESİ VE TEZATLAR

 Rusya'nın Suriye meselesinde taraf olduğu herkes tarafından biliniyordu ancak müdahil olması çok ciddi sorunlara neden olmuştur. Rusya, desteklediği tarafı siyasi çözüme zorlayacağı yerde, kavgada taraf olması krizin daha da derinleşmesine neden olmuştur. Rusya'nın Suriye’ye askeri müdahalesi, uluslararası emperyal güçlerinin ve terör güçlerinin Suriye'ye müdahil olmasına da meşruiyet katacaktır. Rusya'nın bu müdahalesinin sebebi Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü ancak sahada gerçekler tam da öyle olmadığını göstermektedir. Bilakis ılımlı muhalif mevzilerini, hastane, okul, cami gibi sivil yerleşim yerlerini bombaladığını görmekteyiz. Rusya, bu hareketle Esat'a karşı mücadele eden kim varsa vurmaya başladı. Esat'ın alanının daraldığı günlerde elini çok rahatlatmıştır. Rusya'nın Esat'a karşı herkesi terör örgütü olarak görmesi, çok tehlikeli bir bakış açısıdır. Bu bakış bölgeyi ateş çemberine dönüştürecektir.

Rusya’nın Suriye'ye hava müdahalesini yanlış buluyorum. İç bir kavgada Rusya taraf oldu, hâlbuki küresel ülkelerin, bu tür olaylarda taraf olmamaları gerekmektedir. Bu güçlerin tarafları uzlaştırmaları ve masaya oturma imkânlarını araştırmaları ve imkânı sağlamaları gerekmektedir. Bu ülkelerin olaylara müdahale etmesi, kavganın içinden çıkılmaz hâle getirerek dünyanın kutuplaşmasına ve herhangi bir yanlışlıkta dünya savaşı çıkma zemini hazırlayacaktır. Nitekim Suriye hava sahasında bulunan 60 ülkenin jetlerinin yanlışlıkla bir birilerini vurmaları, böyle bir savaşa yol açabilir. Rusya olaylara müdahil olması, Suriye meselesini uluslararası bir boyuta taşımıştır. Rusya, Esad'a baskı yaparak siyasi çözümü Türkiye ve ABD ile bulabilirdi. Ancak Rusya, Esad'a arka çıktıkça, Esat daha çok cesaret almakta ve daha çok kan dökmektedir. Zira bu müdahale ile cesaretlenen Esat, bölgemizi terörize etmekte ve daha da sorunlu hale getirmektedir. Siyasi çözüm bağlamında Rusya, Türkiye ile işbirliği yapma imkânları hala mevcuttur. Aksi takdirde Suriye'de çözüm bulmak neredeyse imkânsız hâle gelecektir.

Rusya, Esat'ın isteği doğrultusunda IŞİD mevzilerini bombalamaya başladığını ifade etti ancak bu müdahalenin Esat'ın IŞİD karşısında herhangi mücadele veya çatışma sırasında değil de BM'nin 70. genel kurul toplantısında Putin ve Obama görüşmesi sonrası gelmesi çok manidardı. Zira bu görüşme öncesi ABD dışişleri Bakanı Kerry, ABD ile Rusya'nın iki konu hariç, her şeyde anlaştığını ve son iki maddeyi ise başkanlar görüşmesinde konuşulacağını ve kamuoyu ile paylaşılacağını duyurmuştu ancak bu anlaşma bugüne kadar duyurulmadı. Fakat kısa bir süre sonra hiç bir şey söylenmeden Rusya müdahale etti. Bu minvalde karşımıza iki ihtimal çıkıyor. Birincisi anlaşmadılar ve kozlarını sahada paylaşıyorlar. Müdahale de bunun için gelmiştir. İkinci ihtimal anlaştılar ancak görevleri gereği rol yapıyorlar. Birinci ihtimal veriler ışığında daha gerçekçi gelebilir ancak ben ikinci ihtimal üzerinde durulmasını tavsiye ediyorum. Bu manada kanaatim anlaşmanın olduğu fakat tarafların ve taraf olan bölgesel güçlerin bu anlaşmanın ağırlığını kaldırmayacağını, bu anlaşmayı zamana yayarak ve bir takım sahada ortamlar hazırlayarak ikna edilme sürecine dönüştürüldüğü yöndedir.

Bu müdahalede başka bir tezat ise IŞİD mevzilerinden ziyade ABD ve Türkiye blokunun desteklediği grupların mevzilerini bombalamasıdır. Mevcut durumda Nusra ve Ahrarül Şam gibi gruplarını bombalanması, Esad'a yarar sağlayacaktır. Esad ile Mücadele'de muhaliflerin konumunu zayıflatacaktır. Hatta IŞİD'e karşı savaş halinde olan muhalifleri de zayıflatacaktır. Bu gruplarla Esad sonrası sisteme dâhil olmadıkları zaman mücadele edilebilir am şu aşamada bu grupların mevzilerini ve karargâhlarını bombalamak Esat'a karşı mücadele veren muhaliflere zarar verecektir. Tabi Rusya'nın hedefi IŞİD'e karşı mücadele olduğuna inanarak söylersek bunlar olabilir ancak Rusya, bir grupları düşman telakki ettiği görüşü daha gerçekçidir.

Rusya ile ABD, Suriye meselesinde neredeyse tek anlaştıkları konu PYD olmuştur. Bu bağlamda PYD Suriye'deki yaşanan rejim karşıtı gösterilerden doğan boşluktan yararlanarak ortaya çıkmıştır. Her iki küresel devlet ve uzantıları ile birlikte PYD'ye destek olma yolunda yarışa girmiş durumdadırlar. Rusya'nın PYD'yi desteklemesine anlam yüklenebilir, çünkü kendi ve müttefiklerinin ortak projesi oldukları herkes tarafından bilinmektedir ancak PYD'nin Esat ve İran ile ilişkileri ve ortaklığı ortadayken ABD'nin destek vermesine anlam yüklemek kolay olmamaktadır. Çünkü ABD'ye göre Esat ve İran, en azılı düşmanları arasında sayılmaktadır. Bu bağlamda PYD ise ince bir siyaset yürüterek her iki tarafı da küstürmeden ve darıltmadan desteklerini almaya devam etmektedir. Zira PYD, Rusya ve ABD'nin ortak düşmanı olan IŞİD'e karşı mücadelesini odaklanarak desteklerini almaktadır. Bu manada IŞİD'in ne denli PYD'ye fırsat oluşturduğu ve devletleşme yolunda meşruiyet kazandırdığı görülmektedir. Sonuç olarak ABD ve Rusya için PYD bir karşıt grup olmadı bilakis Suriye'nin kuzeyinde oluşturulacak yapı için en ideal yapı olarak değerlendirilmektedir. Bu durumun ise Türkiye ve Türkmenler için sakıncaları aşikârdır.

 Rusya, iddia ettiği IŞİD'e karşı mücadelede samimi ve gerçekçi olsaydı, PYD'ye alternatif olarak ılımlı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları ile ortak mücadele edebilirdi. Bu süreç ilk olarak bölgesel güçler ile iletişime geçilir ve daha sonra doğrudan muhaliflerin temsilcileri (örneğin Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) ve diğer siyasi temsilciler) ile temas kurma şeklinde yapabilirdi.  Nitekim IŞİD’e karşı mücadelede bu şekilde daha faydalı ve gerçekçi olacaktır. Siyasi temsilciler ile temas kurulduktan sonra savaşan taraflar ve ÖSO grupları ile temas kurma süreç başlayabilir ve daha gerçekçi faydalar alınırdı. Ancak Rusya, sondan başa doğru giderek yani önce ÖSO daha sonra siyasi temsilciler ile temas kurmaya gittiği için herhangi bir mesafe kat edemedi ve sonuç elde edememiştir. Lakin bu konuda Rusya’nın ÖSO'nun varlığını kabul etmemesi ve bu yapı ile dalga geçmesi gibi de bir tezat bulunmaktadır.

Rusya, Esat ismi üzerinde kararlı görüldüğü kadar ABD ise bunu değiştirmekte kararlı görülmektedir. Nitekim ABD'nin Suriye'de ciddi bir yatırımı yok, tek hassasiyeti İsrail'dir. Ancak Rusya'nın Suriye üzerinde yatırımı yarım asırdan beri birçok yatırım yapmaktadır. Dolayısıyla Rusya Suriye'den kolay kolay vazgeçecek değil bilakis yatırımlarını artıracak ve desteklerine hız verecektir. Bu bağlamda ABD, Rusya'ya alan açarak Suriye'ye girmesinin yolunu açmıştır. Çünkü ABD Suriye'nin bir bataklığa dönüştüğünü biliyor, dolayısıyla bu bataklığa Rusya'yı sokmak ve biraz yormak ve hırpalamak istiyor. Diğer bir yandan ise Rusya'nın Türkiye'nin hava sahası ihlal ederek Türkiye'yi bu bataklığa çekmek istemektedir. Türkiye sınırlarını ihlal eden Rus jeti düşürmesiyle ciddi bir ders vermiştir. Bu bağlamda NATO ve Batı'nın Türkiye'yi destekler açıklamaları iyi ancak gaza gelmemek gerek; çünkü hiç bir Batı gücü Türkiye için Rusya'ya karşı savaşa girmeyecektir.

Türkiye, Rusya açısından çok değerli bir ülke tabirini kullanmak doğru değil, çünkü Türkiye, Rusya'ya eşdeğer bir ülke, karşılaştırılacak bir ülke değildir. Türkiye son gelişmeler çerçevesinde Suriye ve Kırım konularında çok önemli roller oynamaktadır. Türkiye'nin coğrafik konumu hakkında herhangi bir şeyler söylemek haddime değil ancak bir kaç hususa dikkat nazar çekmek istiyorum. Rusya'nın Akdeniz'e ve Akdeniz üzerinden Kuzey Afrika ve Arap Dünyasına inmesinin tek güzergâhı boğazlardır. Ayrıca Avrupa ve Arap Dünyasına enerji nakil hatlarının Ukrayna'ya alternatif oluşturacak bölge Türkiye'dir. Ayrıca Rusya federasyonunda yaşayan milyonlarca Müslüman ve Türklerin tabiiyeti Türkiye'dir. Dolayısıyla Türkiye, Rusya'nın güvenlik, ekonomik ve kültürel konularında en ciddi ve en etkili potansiyele sahip ülkedir. 

Rusya, IŞİD'in yok edilmesine odaklanmalı, ılımlı muhaliflere dokunmamalıdır. Rusya, IŞİD'e karşı mücadelede ciddi ve samimi ise Türkmenleri de desteklemelidir. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü herkesten önce biz Türkmenlerin düşmanıdır. Suriye'de geniş kapsamlı saldırılarını ilk biz Türkmenlere yapmış, Halep ve Rakka Türkmen bölgelerinin tamamı IŞİD'in işgalin girmiş ve Humus - Hama kırsalının bir kısmı IŞİD'in tacizi altındadır. Rusya, Suriye'de Türkiye ile karşı karşıya gelmemeli bilakis işbirliği yapmalıdır. Türkiye ile karşı karşıya gelmesi, bölgemizin ve bölge halklarının hayrına olmayacaktır. Rusya’nın IŞİD karşıtı savaşta, ÖSO ile ortak hareket edebileceği ihtimali konuşur iken bu minvalde, Türkmenleri de Türkiye ile birlikte sınırları belli bir anlaşma çerçevesinde desteklemelidir. Ancak destek türü, hava desteği başta olmak üzere karada kullanılacak her türlü destekli verilecek kaydıyla olmalıdır. Bu düzeyde destek verilmediği takdirde Türkmenleri IŞİD'e karşı savaşta inandırılması güç olacak, inandıramadığınız takdirde ise IŞİD'e karşı mücadelede bu anlaşmanın bir manası kalmayacaktır.

 

Tarık Sulo Cevizci

tscevizci@hotmail.com